Now Playing Tracks

Niye Şaşırdınız?

Erdoğan 23 Nisan 2014 tarihi itibariyle “Ermeni” konusunda bir açıklama yaptı. Başbakan açıklamasında : “Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması…” gibi bir tanımlama yaparak Ermenilerin torunlarına taziye mesajı yolladı. Osmanlı dört cephede savaşırken; Fransız askeri elbisesi giyerek, Rusları-İngilizleri arkasına alarak 23 yerde isyan çıkaran, silahsız kadın-çocuk-yaşlı Müslümanları işkencelerle öldüren, tecavüz eden Ermenileri temize çıkardı. Ermeni çetelerince katledilen 518 bin Türk ve Müslüman’ı ise hiç ağzına almadı . (Kaynak: T.T.K. Eski başkanı Yusuf Halaçoğlu)

Hiç şaşırmadım.

Hatırlatırım;

Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ın dava edildiği dönemleri hatırlıyorum. Orhan Pamuk bir röportajında “Türkler, 30 bin Kürt ve 1milyon Ermeni’yi öldürdü” demişti.

Kendisine haklı olarak tepki verilince Erdoğan ve Gül Pamuk’a sahip çıktı. Pamuk köşke davet edildi.

Elif Şafak’ın Baba ve Piç adlı kitabında yazdıklarından bir kesit hatırlatalım:

“Toprağımızdan kovulduk, eşyalarımızdan olduk, hayvan muamelesi gördük, koyun gibi kesildik. Doğru düzgün haysiyetli bir ölüm bile esirgendi bizden.”

“Silah arama bahanesiyle Ermeniler’in evlerine girip sonra da yağmalıyorlar… Sıradan Türklerle ne konuşacaksın, eğitim görmüşler bile ya milliyetçi ya cahil…”

“1909 Adana katliamlarından ya da 1915 tehcirinden.. Bunlar sana bir şey hatırlattı mı? Ermeni soykırımı diye bir şey duydun mu? Erkek bırakmıyorlar ortada…”

“Ayaş’ta sağ kalan olmamış. Çankırı’ya götürülenler de peyder pey öldürülmüşler. Sopalarla, balta saplarıyla dövülmüşler. Bazıları açlıktan ölmüş,bazıları da öldürülmüş.”

“Orada yerleşik milyonlarca Ermeni’ye ne oldu peki? Asimile edildiler! Eridiler!Y etim bırakıldılar. Sürüldüler. Mal mülklerinden oldular. Türkler’di 1915’te bunları yapanlar.”

“Sen kalk gel Orta Asya’dan, dal dosdoğru Anadolu’nun bağrına… Bütün akrabalarını 1915’te kasap Türklerin ellerinde kaybetmiş soykırımzede bir sülalenin torunuyum.”

Elif Şafak’a göre

“Türkler, Ermenilerin evlerini basıp yağmaladılar, sopalarla balta saplarıyla dövdüler, aç bırakıp öldürdüler, asimile ettiler, yetim bıraktılar, mallarını mülklerini ellerinden aldılar, soykırım uyguladılar; Türkler tam bir kasap!”

Elif Şafak’ta dava edilmişti. Her iki davada AB’li yandan çarklı dostlarımız(!) hemen düşünce özgürlüğünü hatırladı ve müdahil oldu.

Her iki devşirme yazarcığa gösterilen tepkilere Recep Bey tepki gösterdi. Davalara dolaylı müdahil olundu. Elif Şafak beraat edince Erdoğan kendisini “geçmiş olsun(!)” diye aradı. Şafak Köşkün de gözdesiydi(!)..

Mehmet Bora Perinçek bir akademisyen. Sovyet Rusya arşivlerinde yaklaşık 8 yıl ısrarla sürdürdüğü çalışmalarının sonunda Ermenistan’ın ilk başbakanı Kacaznuni’nin 1923 yılında Taşnak Partisi kongresine sunduğu rapora ulaşır.

KAÇAZNUNİ’NİN 1923’TE TAŞNAK PARTİSİ KONGRESİNE SUNDUĞU ÇARPICI RAPOR

“İngiliz himayesindeki Ermenistan devleti kurulduğu zaman, 1918 Temmuz ayından 1919 Ağustos ayına kadar hükümeti yöneten, ilk başbakan Kaçaznuni, 1923 yılında Bükreş’te toplanan Taşnak Partisi Kongresi’ne sunduğu raporunda, şu saptamalarda bulunuyor:

  • Savaştan önce ve savaş koşullarında Rus Çarlığına kayıtsız şartsız bağlandık.

  • Emperyalistlerin önümüze koyduğu “Denizden denize Ermenistan” gibi hayali bir amacın peşine düştük.

  • Silahlı gönüllü birlikleri oluşturmamız hataydı.

  • Terör eylemlerimiz batı kamuoyunu kazanmaya yönelikti.

  • Karşılıklı Müslüman ve Ermeni kırımları oldu.

  • Güç dengesi Türklerin lehineydi, macera yaptık.

  • 1915 yılı yazında ve güzünde uygulanan tehcir (zorla göçettirme) Avrupa’lı diplomatların bize söz verdiği bağımsız Ermenistan hayalimizi suya düşürdü. Türkiye ne yaptığını çok iyi biliyordu. Bugün pişmanlık duyması için hiçbir neden yok.

  • Sevr Antlaşması gözlerimizi kör etmişti. Türklerin anlaşma önerilerini reddederek vahim hata işledik. Sevr yerine, Türklerle anlaşsaydık, çok şey kazanırdık.

  • İngilizler karşılıklı katliamları kışkırttı.

  • Müslüman bölgelerinde düzeni sağlayacak idarî önlemler alamadık, silaha sarılmak zorunda kaldık, ordular gönderdik, yıktık ve katliamlar gerçekleştirdik.

  • Türkler savunma güdüsüyle hareket ettiler.

  • Övünülecek hiçbir işimiz yok. Kendi dışımızda suçlu aramayalım

  • Evet, intihar etmeyi öneriyorum, Taşnak Partisi’nin artık yapacağı hiçbir şey yok. Partiyi dağıtalım. Bu kararı almazsak, bizi yıkım ve şerefsizlik bekliyor.”

Rapor bu.

Peki, Mehmet Perinçek’e ne oldu?

ERGENEKON TERTİBİ İLE ZİNDANA TIKILDI. Çalıştığı üniversite işine son verdi.

Bu durum bile her şeyi apaçık ortaya koymuyor mu?


Van Akdamar adası… Bir diğer adı; Tecavüz adası… Ermenilerin Müslüman kadınları götürüp tecavüz ettiği ada… 40 Müslüman kadının namuslarını korumak için Van Gölüne atlayarak intihar ettiği ada… İşte o adada bulunan tecavüz kilisesi bu milletin cebinden onarıldı. Tepesine HAÇ dikildi. Açılış için Ermenistan’a davetiye yolladılar. Kilise ayine açıldı.

ASEF(Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği) Akdamar Adasına şehitlerimizin anısına bir anıt dikmek istedi. AKP siyaseti izin vermedi. Gerekçe ise; “Ermenistan ile iyi ilişkiler kurulması(!)…”


“Büyük Yahudi Kürdistanı” Projesi BOP’un en önemli ayaklarından biridir. Büyük Kürdistan projesi adı altında; vaat edilen topraklar, Nil’den Fırat’a Büyük İsrail Devleti hedefleniyor. Bu hedefi artık bilmeyen kalmadı. Bu projenin ikinci ayağı ise pek dillendirilmedi. İtilaf devletlerinin yarım kalan Sevr projesini tamamlamak… PKK açılımından Büyük Ermenistan çıkarmak… 2005 yılında hükümet destekli başlatılan ‘Ermeni Konferansları’ tesadüf müydü sizce? Yusuf Halaçoğlu Türk Ermenilerin talebi üzerine Tarih Kurumu Başkanlığından Erdoğan Hükümeti tarafından alınmıştı. Halaçoğlu görevden alındığında bir grup Ermeni Londra’da kutlama yapmıştı(!)..

Erdoğan’ı ABD sıkıştırdığı için taviz veriyor zannedenler feci halde yanılıyor. Çünkü Erdoğan’ın kendisi ve partisi bir montajdır. Emperyalist devletlerin Anadolu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti üzerindeki emellerini gerçekleştirmek üzere hazırladığı projeye Erdoğan ve partisi monte edilmiştir. Erdoğan-Gül ikilisi ve AKP siyaseti küresel şebekenin Türkiye’ye monte ettiği gayri milli bir yapıdır.

Hatırlayalım:

“2003 yılında Gül’ün Powell ile yaptığı gizli anlaşma Perinçek tarafından deşifre edilmiş, Gül cephesinden hiçbir itiraz gelmemişti. Bu günkü açılım-saçılım, PKK’ya af ve Ermeni açılımı gibi projenin ne olduğunu daha iyi anlamak için inkar edilmeyen anlaşmanın bazı maddelerini tekrar hatırlayalım:

  1. Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve “Kürdistan” adı verilen devlet resmen ilan edildikten sonra Türkiye tarafından da resmen tanınacak. Türk devletinin böyle bir devletin kuruluşunu ‘savaş nedeni’ sayan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacak. (AKP gereğini yaptı. Kırmızı çizgilerimiz kalmadı. Hatta Kürdistan’ı Erdoğan siyaseti kuruyor.)

  2. Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak. (Bu geniş kapsamlı affı da AKP yerine getireceğini zaten ilan etti.)

  3. Kamu Reformu Yasası ve Yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek. (AKP bu süreci de istikrarlı bir şekilde azimle tamamlıyor)

  4. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak, sık sık ortaya çıkan ‘it dalaşı’ sorunu Yunanistan rahatsız edilmeden çözülecek. (Bülent Arınç Ege’de 20 mil kıta sahanlığı savaş nedeni sayılmamalı demişti. 2014 yılına geldiğimizde Ege’de 16 adamızın Yunanistan tarafından işgal edilmesine göz yumulduğunu öğrendik)

  5. Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek, sınır ticaretinde Ermeniler lehinde düzenlemeler yapılacak, Ermenilerin Türkiye’ye gezilerindeki bazı sınırlamalar kaldırılacak. (Bu gizli mutabakatın gereği de yerine getirildi. Bizzat ABDullah Gül’ün çabalarıyla, Erdoğan’ın el altından yürüttüğü politikalarıyla…)”

Erdoğan 2002 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve devletin bütün değerlerine savaş açmıştır. Erdoğan ve ekibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinden zenginleşirken, Türk Milleti ile her alanda savaşıyor. Bu durumu görmemek için kör-sağır-ahmak olmak lazımdır.

Daha sırada Rum Pontus var. Hatırlayın!!.

Trabzon’da Sümela manastırı Kültür Bakanlığına bağlı bir müze iken 2010 yılında ibadete açıldı. 15 Ağustos 2010’da Sümela “kurtarılmış bölge” gibiydi. Üzerinde Rum Pontus İmparatorluğunun eski haritası bulunan tişörtler ile gelen çok sayıda Yunanlı gövde gösterisi yaptı. Tişörtlerdeki haritanın altında Yunanca “Pontus, vatanımız” yazılıydı… Yunan Milli Marşı okundu. Trabzon’da Pontus haritalı tişörtlerle gelenlere ayin izni verilirken Türk bayraklı tişörtler giymiş olan gençler tören alanına yaklaştırılmadı. Habertürk Gazetesi 16 Ağustos 2010’da aynen şöyle yazdı: “Türk bayrağı desenli 500 adet tişört ele geçirildi”. Rumlara ses çıkarılmazken, Türk Bayraklı tişörtler ile Sümela’ya gelen gençlerimiz tutuklanmıştı(!).. 2009 Yılında Sümela’da Ayin yapılmasını önlemeye çalışan T.C. Devletinin memuru kendi vatanında darp edilmişti.

Sümela’nın ayine açıldığı 15 Ağustos Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon Rum İmparatorluğunu yıktığı tarihtir. Ayin yapmak için 15 Ağustos tarihi Fatih Sultan Mehmet’in şahsında Türk Milletinden rövanş almak için özellikle seçilmiştir. Erdoğan hükümeti Yunanistan’ın Karadeniz üzerinde sürdürdüğü “Megali İdea” emellerinin hızlandırılarak sürdürülmesine katkı vermiştir. ” İstanbul’dan Rumları kovarak faşizanlık yapılmıştır” diyen Erdoğan, Türklerin çektiği acıları, Yunan mezalimini, Yunanistan’da Türklere yapılan zulüm ve baskıları ise adeta gizlemekte, üzerini örtmektedir. Yunanistan’da Müslüman Türkler kendi müftülerini bile seçemiyor.

Erdoğan ve ekibinin Osmanlıcılığı hikayedir. Onlar Türkiye Cumhuriyeti Devletini değersiz kılmak, meşruiyetini tartışır hale getirmek için Osmanlıcılığı da (tıpkı dini kullandıkları gibi) bir kılıf olarak kullanıyor.

O zaman adama sorarlar:

Sen kimsin be adam? Köklerin nereye kadar gidiyor? Haçlı savaşını kutsayan, temize çıkaran sen, Türk Devletinden ve Türk Milletinden neyin intikamını alıyorsun?

Bütün uğraşın, söylemlerin, uygulamaların;

Büyük Ermenistan, Büyük İsrail Kürdistanı, Ege’de Türk Devletini karaya sıkıştırmış bir Yunanistan, Kıbrıs adasının tamamına hakim Rum Devleti çıkarlarını önceliyor.

Sen Türkiye Cumhuriyeti Devletini İşgal etmekle görevli bir işgal komutanı mısın?

Bu milletin bayramlarını yasakladın. Milli kahramanlarını değersiz kılmak için her politikayı uyguladın. Topraklarını, yer altı kaynaklarını, maddi değerlerini yabancılara sattın. Mezopotamya, Iğdır ovasını İsraillilere sattın. Sahi kimsin sen? Köklerin adına mı bu millete savaş açtın?

Kurtuluş Savaşı Müzelerini 2010 yılında bir yasa çıkartarak yasakladın.

Ulu Önder Kemal Atatürk’ün, “fesat ve ihanet yuvası” olarak ilan ettiği Fener kilisesinin, 1925 yılındaki mübadele sırasında Yunanistan’a gönderdiği papazı 6. Konstantin’in kemikleri 86 yıl sonra getirildiği İstanbul’da gömüldü. AKP iktidarının verdiği özel izinle Türkiye’ye getirilen papaz Konstantin’in kemikleri için, Fener kilisesi ve Balıklı Rum Kilisesi’nde ayinler yapıldı. Türk Milleti’ne düşman olan kim varsa kol kola giriyorsunuz.

Neyin rövanşını alıyorsun?

Sen bir işgal ordusu kumandanı mısın? O nedenle mi ülkenin dağını-taşını-suyunu-ormanını-sit alanlarını talan ettiriyorsun? Kimsin sen?

Binlerce korumayla, İşgal Kuvvetleri Komutanı gibi dolaşmanın sırrı nedir?

Ey Türk Milleti; bu soruların cevabını acilen kendine sor ve araştır.

Örtülü işgal yaşadığını gör artık!!. Hatta açık işgal yaşadığını…

Bütün dünyada sözde soykırım yalanını tanıma yarışı AKP iktidarı döneminde neden zirve yaptı? Bu soruların cevabını arayın lütfen!..

Sonra 2003 yılında Gül’ün Powell ile yaptığı gizli anlaşmayı hatırlayın. O maddeleri tek tek gözden geçirin ve şaşırmayın.

Montaj, şantaj, İşgal arıyorsanız eğer;

Erdoğan, Gül ve Erdoğan’ın yakın çevresine iyi bakın.

Unutmayın, PKK aynı zamanda bir Ermeni projesidir!!.

NOKTA!!..

Günün sözü: “-Ben milliyetini açıktan açığa söyleyenlerden değil, damarlarındaki kanın cinsini zaman ve muhite göre değiştirenlerden çekinirim. (Portreler, 293.s. Ötüken Neşriyat, İstanbul 2005) Hakkı Süha Gezgin”

Zahide Uçar

http://www.solukbeniz.com/soykirim

solukbeniz:

01-Amerikalılar 1600-1900 yılları arasında 20 milyon Kızılderiliyi öldürdü.

02-Ruslar Kafkasya’da 1763 – 1864 300.000 Çerkesi öldürdü.

03-Avustralya’da 1788-1888 yılları arasında 225.000 Aborjin öldürüldü.

04-Vendée Katliamları; 1793 – 1796 yılları arasında Fransa tarafından yapılmış ve 243.000 insanı öldürmüştür.

05-Çinliler; 1856 – 1873 3.5 Milyon Doğu Türkistan’lıyı katletmiştir.

06-II. Leopold Kongo’da Belçika adına 23 Milyon insanı öldürdü. Batının Afrika’da yaratmış olduğu durum hala devam etmektedir.

07- Filipinler yıl 1899-1900 ; Katil Amerika Filipinler’de 1,5 Milyon insanı öldürüyor.

Ya Seninde Sebep Olduğun tarihi acılar varsa?

Bunu okuyan tüm Ermeni’lere açık davetimdir! Çeşitli ülkelerden ve Ermenistandan anlattıklarınızı kininizi yıllardır endişeyle ve üzüntüyle dinliyoruz ama sizin Atalararımın yaşadıklarını dinleme cesaretiniz benimle empati kurma cesaretiniz var mı? İhanetinizi ve kandırılışınızı masaya yatırma ve neşter vurmaya cesaretiniz var mı? “Taşnak” ve “Asala” dendiğinde göğsünüz kabarıyor mu mesela? Bunları neden mi soruyorum ben masum Ataları Ermeniler Rumlar ve Rusların iş birliğiyle 1915 de küresel güçlerin siyasi çıkarları uğruna hunharca sebepsiz yere katledilen Trabzon Esiroğlu’ndan bir Türk Müslümanıyım ve sadece barış için acımı içime gömerek parmağımı Atalarının yaptıkları yüzünden Ermenilere Rumlara ve Ruslara çevirerek bencilce iftira ederek acımı yaşamıyorum kin duymuyorum! Kötülüğün ne dini nede ırkı vardır Atalarım ve dinim bana bunu öğretti! Beni 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşında yaşananlar yüzünden suçlayanlara sormak isterim en güçlü dönemlerinde 1000 yıl sizlere kıymayanlar en düşkün dönemlerinde sizlere kıymayanlar 1915 de neden kıydılar? Tarih kitaplarını okumaya çalışıyorum bu gün Amerika, İngiltere, Fransanın yaptıklarını sizlerin günümüz Ermenistanında yaptıklarınızı ne çabuk unuttunuz ve ne çevik politik manevralarla birilerini suçlama hakkına sahip oldunuz? 16.000 yıldır sokkırımı sadece size mi kürtlere mi yaptık? Hadi bunlar yalan ailemin 4 kuşak insanını tanıyorum ve bırakın onların birilerine soykırım yapacağını bu gün o durumda olsak ırkı ve dinini ayırmadan can siperane olurlar bu vatana ve kendini bu vatandan görene! Siz gerçekten bu acıları yaşayanları yani bizleri tanımıyorsunuz ve çok yüksek perdeden ahkam kesiyorsunuz! Bizleri ve acılarını bir daha bu acılar yaşanmasın diye susanları gözardı ediyorsunuz iftira ediyorsunuz! Acılarımıza rağmen üstlendiğimiz bu sorumluluğu bencilce görmezden gelmeniz sizler için tarihi bir manevra olabilir lakin ya vicdanlarınızın kıyılarına birikenler? 1915 tarihini analiz ettiğimizde bizlerin savaştığı bir takım güçlerce o tarihte kullanıldığınızı görüyoruz! Herkes ve her şey yanılabilir önemli olan bu yanlıştan dönmektir! Size bir kaç örnekle fikir sahibi olabilmeniz için yardım edeyim;

3 Eylül 1912, Mr. Marling’ten Sir E. Grey’e : “Tanin gazetesinden anladığımıza göre komitenin (İttihat ve Terakki) politikası Avrupa’nın aleyhine olacaktır. Şimdiki durum yalnız Balkanları ve Avrupa’yı değil fakat Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da İmparatorluktan ayırmaya çalışmak olmalıdır.”

27 Mayıs 1913, Mr. O’Beirne’den Sir E. Grey’e : “Rus Dışişleri Bakanı, Ermeni temsilcilerinin devamlı olarak Rusya’yla birleşmek istediklerini söyledi. Zira Türkiye’nin bu doğu bölgesinde Ermeniler en fazla nüfusun % 30’unu teşkil ettiklerinden kendi başlarına bir devlet kurmalarının mümkün olamayacağını ve bu sebeple Rusya ile devamlı olarak birleşmek istediklerini söyledi.”

14 Aralık 1913, Mr. O’Beirne’den Sir E. Grey’e : “Ermeni ayaklanması Türklere bir harp ilân etmenin en iyi vasıtasıdır.”

19 Ağustos 1919, Amiral Webb’den Lord Curzon’a : “Amerika, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan dört vilayeti de bir Kürt Devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor.”

27 Ağustos 1913, Mr. Fitzmaurices: “Benim önerim, yeni reformlar teklif etseler bile Türk hükûmet mekanizmasını Ermeni ve Kürt bölgelerine sokmamaktır. 35 senedir bekleyen Ermenilerin bu bekleyişi ve arzuları özel reformlarla karşılanamaz. (…) Ermeni ve Kürt bölgeleri Türk bölgelerinden ayrıdır, ye batı Anadolu’dan farklıdır. Ermeni ileri gelenleri Adana vilayetini de istemektedirler. (…) Eski süvari birliklerinde Ermeni ve Kürt subaylar vardı, şimdi bunların işlerine son verildi, biz bunları Ermeni ve Kürt bölgelerinde kullanabiliriz, bu çok normaldir.”

10 Ekim 1919, Harbord tarafından : “Türkiye hastalık ve harplerden nüfusunun yüzde 20’sini kaybetmiştir. YERLERİNDEN ÇIKARILAN ERMENİLER YAVAŞ YAVAŞ VE HİÇBİR KORKU DUYMADAN YERLERİNE DÖNÜYORLAR. Bütün seyahatimiz boyunca Türklerin Ermenileri öldürmek istediklerine dair bir işaret görmedik. (…) Üç ay önce Ermeni’lerin tek bir adam kalmayıncaya kadar kesildiğini duymuştuk, halbuki duyduklarımızın hiçbiri doğru değildi. Zaten ben bu katliamı her zaman şüpheyle karşılamıştım. Fransızlar Türkleri mandaları altına almak istiyorlardı bunun için de dünyanın şüphesini Türklerin üstüne çekmek gerekirdi.”

28 Kasım 1919, Mr. Kitstoıı’dan Sir E. Crowe’a : “ERMENİLERİN MÜSLÜMAN KOMŞULARINI KESMESİNDEN HİÇ ŞÜPHE ETMEM ve Erivan’ı kontrol altında tutan Taşnak çetesine en küçük bir itimat göstermemek gerekir. BU TAŞNAKLAR MÜTHİŞ BİR VAHŞETLE ÇALIŞIYORLAR ve talihsiz Ermenilerin hiç de yararına hareket etmiyorlar. (…) Kürtlere her ne kadar inanmazsak da onları kullanmamız menfaatimiz icabıdır. Doğu Vilayetlerine gelince TÜRKLERLE HARP ETMEDEN O BÖLGELERİ ERMENİSTAN VE KÜRDİSTAN DİYE BÖLEMEYİZ.”

İnsan ve canı kutsaldır ve masumların canını alan herkesi lanetliyor ve kınıyorum! Hele ki kirli ve kanlı ideolojileri halkların istikbalinden evla görenleri ve amaçları uğruna çocukların kadınların ve erkeklerin doğanın ve hayvanların hunharca katledilmesine sebep olanları benden ve senden diye ayrıştırmadan lanetliyorum… Hiç savaş görmedim ve inşallahta hiç bir halk savaş görmez bunun için bana Atamdan miras bırakılan en hakiki nasihati kulağıma küpe yaptım ve sürekli tekrarlıyorum “Yurtta Sulh Cihanda Sulh”

1915 Tehciri

Başbakan Erdoğan’ın 1915 olayları ile ilgili taziye mesajı yayınlamasının tartışmaları devam ediyor.

Talat Paşa Komitesi, Mecidiyeköy Abide-i Hürriyet Caddesi, Talat Pasa Anıtı (Abide-i Hürriyet Anıtı) önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı Talat Paşa Komitesi Genel Sekreteri Ferit İlsever gerçekleştirdi. İlsever, “Tayyip Erdoğan tehcirin ‘insanlık dışı’ olduğunu, AİHM’in 1915’te ‘Ermeni soykırımı yapılmadığını’ dünyaya ilan ettiği koşullarda söylüyor. Böylece Türkiye bir kez daha Başbakanlık makamını işgal eden Tayyip Erdoğan tarafından arkadan vuruluyor” ifadelerini kullandı. Basın açıklamasında İlseverin yanı sıra, tiyatro sanatçısı Gülsen Tuncer ,Prof. Dr. Kürşat Yıldız ve Birleşik Kamu-İş İstanbul il sorumlusu Zekeriya Çakmak söz aldı.

İŞTE O AÇIKLAMANIN TAM METNİ:

“Ermeni soykırımı” yalanının 100. yılına Türkiye’mizin kazandığı büyük bir zaferle giriyoruz. Talat Paşa Komitemizin yaklaşık on yıldır bu yalana karşı sürdürdüğü mücadele sonunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) İşçi Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek lehine verdiği kararla çok kritik bir eşik aşılmıştır. Bilindiği gibi AİHM 17 Aralık 2013 günlü kararıyla, “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” dediği için Sayın Perinçek’i cezalandıran İsviçre Hükümetini mahkûm etmiş ve Perinçek’i haklı bulmuştur. Böylece ABD emperyalizminin Türkiye’yi bölme ve Cumhuriyeti çökertme operasyonunda kullandığı bir silah çöpe atılmıştır.

Atlantik emperyalistleri yüzyıl önceki “Ermeni soykırımı” yalanını, bugün Türkiye’yi Kürt açılımıyla bölmek için, bir dış kuşatma unsuru olarak kullanıyorlardı. Talat Paşa Komitesi’nin ve milletimizin öncülerinin kararlı mücadelesiyle dış kuşatmayı yardık. Şimdi Türk-Kürt birliğini ve kardeşliğini yeniden inşa edeceğimiz, bölgeden ABD emperyalistlerini kovarak komşu ülkelerle birliğimizi kuracağımız yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Bize 99 yıl önce Çanakkale’de ve Doğu Cephesi’nde başarılar kazandıran ve Kurtuluş Savaşımızın zaferi yolunda ilk adımları attıran Talat Paşa ve arkadaşlarını burada saygıyla anıyor ve mücadelelerini yaşatıyoruz.

AKP HÜKÜMETİ VE TAYYİP ERDOĞAN İÇ YIKICILIĞIN BAŞ SORUMLUSUDUR

Şimdi ABD emperyalizminin iç yıkıcılığını ve bölücülüğünü alt etme göreviyle karşı karşıyayız. İktidardaki AKP hükümeti ve başındaki Tayyip Erdoğan bu iç yıkıcılığın baş sorumlusudur. Dün “1915 Tehciri” konusunda yaptığı açıklamayla, Türkiye’nin Başbakanı olmadığını ve Atlantik emperyalistlerinin hizmetinde olduğunu bir kez daha ilan etmiştir. Öyle hizmetindedir ki, “soykırım” yalanı konusunda Ermenistan’ın ilk başbakanı Ovannes Kaçaznuni kadar bile gerçekçi olamamaktadır. Kaçaznuni 1920’de tehcirin Türkler için bir vatan savunması görevi olduğunu söylüyordu.

Tayyip Erdoğan tehcirin “insanlık dışı” olduğunu, AİHM’in 1915’te “Ermeni soykırımı yapılmadığını” dünyaya ilan ettiği koşullarda söylüyor. Böylece Türkiye bir kez daha Başbakanlık makamını işgal eden Tayyip Erdoğan tarafından arkadan vuruluyor. Bu koşullarda bu açıklamanın Türkiye halkının büyük tepkisiyle karşılanacağını bilmiyor mu? Elbette bilir ama kurulmuştur, yapacağı başka bir şey yoktur. Türkiye’yi Kürt açılımıyla bölme senaryosunda son görevlerini yapmaktadır.

HESAP VAKTİ YAKLAŞTI

Bu en olumsuz koşullarda dahi Türkiye sahipsiz değildir. Bugün de geçen yüzyılın başında olduğu gibi, Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir. Hedefimiz Tayyip Erdoğanlardan kurtularak Milli Hükümeti kurmaktır. Tayyip Erdoğanlar 2013 Haziran Halk Ayaklanmasıyla yıkılma sürecine girdiler. Bunları efendileriyle birlikte yıkıyoruz, yıkacağız.

Türkiye düşmanlığında son adımlarını atmaktadırlar. Hesap vakti yaklaştı.

Saygılarımla. “

Odatv.com

To Tumblr, Love Pixel Union